The Fountain -Eleştiri-
Geçenlerde bir filme rast geldim. İnternet afişi çok başarılıydı. İlk düşündüğüm şey bu afişin özel bir teknik kullanılarak hazırlanan bir ütopya örneği olduğuydu. Daha sonra öğrendim ki, bu ütopya aslında filmden alınan bir sahneymiş.
![]() |
| (bu resim gördüğüm afiş olmayabilir, yazı yeni yazılmadı, hangi resmi kast ettiğimi hatırlayamıyorum.) |
Filmi izlemeye başlarken film hakkında hiçbir şey bilmiyordum; ne yönetmen, ne oyuncular, ne de soundtrack listesini hazırlayan müzisyen.
Filmin başladığı andan itibaren büyüleyen görüntü dokusu içerisine hapsediliyorsunuz. Meditasyon yapan bir adamın kendisiyle ve hayat ağacıyla konuştuğuna tanık oluyorsunuz. Adamın garip bir balon içinde, uzayda yol aldığını fark ediyorsunuz.
Sonra zaman değişiyor ve olay günümüzde geçen bir doktorun yaşamına dönüyor. Oyuncu aynı. Meditasyon yapan adamın şimdiki zamandaki hayatı olduğunu anlıyoruz. Daha sonra epik yapıyla gelecek, geçmiş ve şimdiki zaman görülüyor. Gelecekte meditasyon yapan ve uzayda yol adam bir adam, şimdiki zamanda ölen karısını kanserden kurtarmaya çalışan bir doktor, geçmişte ise bir İspanya Konkistatörü görüyoruz.
Film karışık bir tarih-zaman-kişi örgüsü içerisinde ilerliyor. Eğer bu filmden bir şeyler anlamak istiyorsanız, kesinlikle işlediği konular hakkında bilgi birikimine sahip olmanız gerekiyor. Bu konular ise din ve felsefeyle alakalı şeyler. Kısaca film herkese değil belirli bir entelektüel kesime hitap ediyor.
Reenkarnasyon, aşk, yin yang, vahdet-i vücud, ölümsüzlük, maya mitolojisi, Avrupa Tarihi ve tıp hakkında bilgi sahibi olunmadan filmi izlemek; insan için büyük bir zaman kaybı anlamına gelebilir.
Filmin oyuncuları ise oyunculuk yeteneklerini tüm film boyunca karşıdakilere ispatlamışlar. Tom, Tommy ve Tomas’ın yaşamın anlamını çözdüklerinden sonraki mimikleri, ölüme tanık olduğundaki mimikleri ve jestleri sizin içinizde bir şeylerin kıpırdamasına sebep olacak kadar iyi.
Film bittiğinde ben ne olduğunu, bana ne olduğunu, tam olarak kavrayamamış bir izleyici olarak yerimde bir süre beklediğimi hatırlıyorum.
Başarılı bir kurgu senaryo, görüntü açıları ve animasyonlardaki çeşitlilik ve yenilik, tarih-mitoloji-din-felsefe altyapısı ve uygun ritimli müziklerin birbirleriyle harmanlanmasından doğmuş bir film.
Filmden sonra hemen bu dâhileri araştırmaya başladım.
Yönetmen Darren Aronofsky, müzisyen Clint Mansell. Senaryo ve kurgu da Aronofsky’ye ait.
Başrol oyuncuları Tom, Tommy, Tomas rolleriyle Hugh Jackman ve Isobel, Izzi, The Queen rolleriyle Rachel Weisz. Ayrıca filmde Requiem For A Dream’den tanıdığımız Ellen Burstyn, Dr. Lillian Guzetti rolüyle karşımıza çıkıyor. Hepsi film boyunca inanılmaz performans sergilemişler.
Şunu açıkça söyleyebilirim ki, Aronofsky ve Mansell bir araya geldiklerinde – zaten Aronofsky bütün filmlerinde Mansell ile birlikte çalışmıştır- inanılmaz eserler ortaya çıkarıyorlar ve o zaman dek kişi tarafından sevilemeyen oyuncuları bile sevdirmeyi başarıyorlar.
Fakat bu filmin en kötü yanı daha önce de belirttiğim gibi küçük bir kesime hitap etmesi. Çünkü tamamen epik drama kullanılarak yazılmış bir senaryo var ve bu epik dramaya entelektüel bir alt yapı da eklenmiş.
“Maya mitolojisinde ölümsüzlük, ölümsüzlüğün sembolü olan Xibalba isimli ölü yıldız, İspanya Konkistatörleri, kilise ve aforozlar, kanser, tedavi bulum amaçlı hayvan deneyleri, aşk, inanç, meditasyon, yin yang, hayat ağacı, panenteizm.”
Filmi anlayabilmek için gerekli olan konu başlıkları, eğer gözümden kaçan ya da unuttuğum bir şeyler yoksa, bunlar. Eğer birinden birini bilmiyorsanız, öğrenip filmi tekrar izlemelisiniz.
Yapısal epik drama işte bu konularla oluşturulmuş. Aronofsky’nin nasıl bir dahi olduğuna en büyük kanıtlardan biri bu film olabilir. Mansell’i dinlediğinizde ise filmi izlememiş olmanıza rağmen, filmin yaşattığı duyguları hissedebiliyorsunuz. Beethoven’ın Moonlight Sonata’sında olduğu gibi… Bir de görüntünün farklılığı, oyuncuların yetenekleri, yönetmenin başarılı tavrı ve üstüne bu müzikler eklenince, filmde unutulmaz sahnelerde karşılaşabiliyorsunuz.
Genel anlamda film, klasik Aronofsky filmlerinin tadında olmasına rağmen epik anlatımı, bilgisel ve kültürel alt yapı gerekliliğiyle diğerlerinden ayrılıyor. Yine klasik Aronofsky üslubuyla diğer filmlerde olduğu gibi herkesin filmden çıkardığı sonuç farklı olabiliyor ya da bir sonuç çıkarabilmek için tekrar tekrar izlemek gerekiyor ya da tüm bunlara rağmen filmi anlamayıp üstünde düşünebiliyorsunuz.
![]() |
| death is the road to awe |

.jpg)
.jpg)


Yorumlar
Yorum Gönder